Gönderen:
Site Yönetimi
Eklenme: 23 Ekim 2009
Görme Engelli dağcımız Necdet Turhan 5 Eylül 2008 tarihinde Afrika'nın
en yüksek noktası olan 5865 m. Kilimanjaro zirvesi'ne ulaşmayı
başardı...
Türkiye'nin ilk görme engelli dağcısı ve milli atleti olan Turhan “Beş
Kıtada Beş maraton Beş Zirve Projesi” kapsamında Kilimanjaro
tırmanışını planlamıştı.
ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Kolu onur üyesi olan Necdet Turhan'ın
Beş Kıta öyküsü 2002 Yılında Koştuğu New York maratonu ile başlıyor...
Necdet Turhan Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu tarafından
gönderildiği 2002 New York Maratonu ardından, 2004 Atina Klasik, 2005
Japonya Dünya Körler, 2006 Sidney ve , 2007 yılında Mısır Luxor
Maratonlarını koşarak Küresel Projesinin Maratonlar bölümünü
tamamlıyor...
Projenin dağlar kategorisi kapsamında ilk kez Asya Kıtası olarak 2002
Yılında Ağrı Zirvesi'ne ulaşmış olan görme engelli dağcımız 2008 yılı
Afrika-Kilimanjaro sonrasında güncel hedef olarak Avrupa Kıtası'nda Alp
Dağları'nın en yüksek noktası 4810 m. Mont Blanc Zirvesini amaçlıyor.
Bursa Nilüfer Belediyesi sponsorluğunde ve Explorer Firması
organizasyon desteği ile Afrika'nın en yüksek noktasına ulaşan Necdet
Turhan Tirmanış ve dağcılık öyküsünü şöyle anlatıyor;
""Kilimanjaro Tırmanışımız 2008 Yılında 29 Ağustos-9 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti...
Yanımda Explorer Firması Rehberi Mustafa Kalaycı, ODTÜ Dağcılık ve Kış
Sporları Antrenörü Arkadaşım Nevzat Öntaş ve Yerli Mihmandarlarımız
Ernest Minja ve David Moshi vardı. Bilhassa NevzatÖntaş’ın destek ve
deneyimleriyle Kilimanjaro Tırmanışımı gerçekleştirdim.
ZORLU BİR ETAP OLDU
Kilimanjaro zirve tırmanışının ağırlıklı olarak patikalardan, kolay
rotalardan oluştuğu söyleniyordu ama özellikle görme engelli bir
tırmanıcı olarak öyle olmadığını anladım. 3 bin 950 metredeki Barranco
kampı ile son kamp yeri olan 4 bin 600 metredeki Barafu kampı
arasındaki etabın dağcılık eğitimi almamış kişiler ve bir görme
engelli tırmanıcı için riskli bir etap olduğunu gördük. Baranco ve
Barafu Kampları arasında yer alan Bu kayalık alanda 9 saatlik tırmanış
ve iniş yaptık. Bu etap beni bir hayli zorladı bize daha önceden
söylendiği gibi kolay bir rota değildi.
Hiç dinlenemeden aynı gece yarısı saat 12’de Barafu Kampı'ndan zirve
yönünde yola çıktık. Dinlenememek, yüksek irtifa ve çok sert esen
rüzgar nedenleriyle beş bin metre üzerindeyken bazı sağlık problemlerim
oldu. Fakat buna rağmen devam etmeyi tercih ettim.
RİSK ALIYORUM
Özellikle 5bin metrenin üzerine çıktığımızda sağlık problemlerim biraz
daha arttı. Tükürük bezlerimde kurumalar oldu, ağzıma attığım bir
çikolata parçasını ıslatıp çiğneyemiyordum... El koordinasyonumu kısmen
kaybettim. Yine de zirveye ulaşabileceğime inanıyordum. Zirvenin hemen
eşiğine gelmişken geri dönmek istemedim. Şu an o sürece baktığımda
sağlık sorunlarıma karşın tırmanışı sürdürmemin yanlış bir karar
olduğunu düşünüyorum.
Nihayet 5 Eylül sabahı 08.05 sıralarında zirveye ulaştık. Rüzgar daha
da artmıştı, o bölgedeki buzulların etkisiyle soğuk daha da artmıştı.
Hemen fotoğraflarımızı çekip, görüntü alıp dönüşe geçtik. Ben aşağı
indikçe toparladım. Son kamp yerimiz olan 4 bin 600 metredeki Barafu
kampından ayrılıp 5 bin 895 metre olan Kilimanjaro Zirvesi’ne tırmanıp,
tekrar Barafu kampına dönmemiz 12 saati buldu. Görme engelli bir
tırmanıcı olarak benim için çok ciddi bir etaptı. Sağlık sorunları
yaşamış olmam olayın ciddiyetini daha da artırmıştı.Barafu kampına
vardıktan sonra 3-4 saatlik dinlenmenin ardından kendime geldim.
ÇAN SESİ YİNE REHBERİM
ODTÜ yıllarımda deneme yanılma ile ilk
kez 1993 Ilgaz Etkinliğinde
bulup 1994 Bey Dağları etkinliğinde iyice pekiştirdiğim çan sesini
izleme tekniğimi kullandım Kilimanjaro'da...
Önümdeki arkadaşım David Moshi taşıdı çanımı. Pirinç çanı
Kilimanjaro'da da takip ettim... ona konsantre oldum. Bilhassa Üçüncü
Kamp yerimiz olan Baranco'dan sonra full tırmanmayı gerektiren kaya
etaplarında batonlarımı bırakıyor, Nevzat Öntaş'ın direktiflerinede
dikkat ederek kas gücüm ile tırmanıyordum...
Zaman zaman çevremi anlattirdim, çevreme ilişkin bir takım zihin
fotoğrafları oluşturmaya çalıştım. Gerçekte işin sırrı konsantre
olmamda, konsantre olmam halinde önümde giden ekip arkadaşımın tuttuğu
çan sesi ile zihin fotoğraflarımı harmanlayarak herhangi bir şey
olmaksızın devam edebiliyorum.
Eğer Kaya tırmanışları yapmam gerekirse de yukarıdan emniyetimi
alıyorlar. Ben diğer tırmanıcıların yaptığı gibi emniyetle desteklenmiş
bir şekilde kas gücümle yükselerek kayaları çıkabiliyorum.bu anlamda
Cimbar Vadisi'nde, Hüseyingazi'de ve Narlıdere'de kaya tırmanışlarım
oldu...
Negatif eğim içermeyen rotalarda yukardan emniyetli top rope tekniği ile kaya tırmanışı yapabiliyorum.
İMKANSIZLIK YÜZÜNDEN HASTALANDIM
Tekrar Kilimanjaro Öyküme dönersek; Tırmanışa hazırlanırken, aerobik
kapasitemi arttırmak için uzun koşular yapmak gerekiyordu. Ben bu uzun
koşuları hakkıyla yerine getirdim. Türkiye’de bahar döneminde üç tane
yarı maratona Antalya, Tarsus ve Bursa Tarihi Kent Maratonları’na
katıldım. Her hafta ortalama 45-50 kilometre koşarak bunu
gerçekleştirdim. Bunlar aerobik kapasitemi oluşturmak anlamında
destekleyici şeylerdi bence. Ancak bir şeyi ihmal ettik. O da olanak
yetersizliğinden yüksekliğe hazırlık anlamında 3500-4000 metrede kamp
atmam gerekiyordu. Kamp atamadık, olanaklar itibariyle hayli amatör
olanaklarla gittik. Tırmanacağım yüksekliğe hazırlık anlamında kamp
atamadığım için sağlık sorunlarımın oluştuğunu düşünüyorum.
YÜREĞİNDE HİSSETMEK BAŞARIYI GETİRİYOR
Kilimanjaro Zirvesi'nde Türk Bayrağı ile birlikte açtığım iki pankartta
yer alan "Yaşamı Sevmek İçin Yürek Başarmak İçin Emek Gerek" ve "Dağa
Göz Değil Yürek Tırmanır" sloganları benim için çok önemli. Şunu
anlatmaya çalıştım. Kilimanjaro Zirvesi'nde açtığım bu iki pankart ile
İnsanlar yüreklerinde hissettiklerini başarabilirler.
Sonuçta ben hiç görmüyorum. Hiç görmediğim halde bu işi yapabileceğime
inandığım için Kilimanjaro Zirvesi’ne ulaştım. Onu anlatmak istedim
Kilimanjaro Zirvesi'nde açtığım bu iki pankart ile. Yaşamı sevdikten
sonra, yaşamı sevecek bir yüreğe sahip olduktan sonra, emek de
verdikten sonra pek çok şeyin başarılabileceğini, gözleri görmeyen bir
kişinin yürek ışıltısı ile Kilimanjaro Zirvesi'ne ulaşabileceğini
anlatmak istedim O iki pankart ile...""
Kaynak : http://yuruyoruz.com/aid=393.phtml
