Görme Engelli Sporcu Necdet TURHAN !

Türkiyenin görme engelli ilk dağcısı ve milli atleti Necdet TURHAN beş kıtada maratonlar koştu üç kıtada tırmanışlar yaptı. Beş Kıtada Beş Maraton Beş Zirve projesi kapsamında Avustralya ve Amerika'da gerçekleştireceği son iki tırmanış için destek bekliyor **DAĞA GÖZ DEĞİL YÜREK TIRMANIR** **ENGELLER AŞILMAK SORUNLAR ÇÖZÜLMEK İÇİNDİR** **YAŞAMI SEVMEK İÇİN YÜREK BAŞARMAK İÇİN EMEK GEREK**

Ziyaretçi Trafiği

Şu An Sitede 2
Dün Yapılan Ziyaret 42
Bugün Yapılan Ziyaret 5
Toplam Ziyaret 29735
IP Adresiniz 38.107.179.214
NT » İŞTE NECDET TURHAN

İŞTE NECDET TURHAN

Gönderen: Site Yönetimi  Eklenme: 02 Haziran 2011  



Necdet Turhan pek çok kez televizyon, gazete ve dergi söyleşilerine konuk oldu. Onun özgün portresini bütüncül olarak yansıtabilmek için bu söyleşilerden  alınmış seçkileri içeriklerini  yansıtan  başlıklar altında derledik.

DAĞLARA DUYULAN ÖZLEM


Necdet Turhan bir memur ailesinin en küçük bireyi olarak 1957 Yılında Balıkesir'de doğdu. Polis olan babasının tayini nedeniyle  geldikleri Bursa'da ilk ve orta okul öğrenimini  tamamladı. Yirmi üç yaşında görme duyusunu kaybetti. Kornea  sorunları ardından tümüyle görme engelli olduğu o süreçte gündüzleri çalışıyor, eğitimine Bursa Akşam Lisesi'nde devam ediyordu. Dağlar ile olan dostluğu da gençlik   döneminde başlamıştı. Ergenlik yıllarında oluşan alabalık avlama tutkusu onu  dağlara taşımış, Uludağ'ın sarp kayalıkları, yaylaları, yüksekten düşen soğuk ve berrak suları ile tanıştırmıştı. Dağlarda birlikte olduğu arkadaşlarının  Necdet Turhan'a yakıştırdıkları bir de isim vardı; "Karabalıkçı".

Dağlara olan derin bağlılık ve sevdasını görme engelli olduktan sonra fark etti. Gidemediği dağları beyninde yaşayan Necdet Turhan "bakmayın ayrı düştüğümüze siz, su  sızmazdı bir zamanlar aramızdan, dağlar benim eski dostum.." diyerek kurguladığı  dizeler ile  dağlara olan özlemini yıllarca yüreğinde taşıdı...

Bu özlem  onu üniversite yıllarında ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları koluna yönlendirdi. Anıları onu  dağlara  çağırıyordu.

Yaşamındaki  dönüm   noktalarından birisiydi 1992 yılında Necdet Turhan'ın ODTÜ Dağcılık Koluna  gidişi... Zira atletizm ve dağcılık kulvarlarını içeren bir  "spor ocağı"  olacaktı ODTÜ Necdet Turhan için... 

 "Spor Ocağım" dediği ve şeref  öğrencisi olarak 1994 yılında mezun olduğu ODTÜ'de başlayan  spor serüveni Necdet Turhan'ın Türkiye'nin ilk görme engelli milli atleti ve dağcısı olmasını sağladı. 2002 New York ve 2005 Japonya Dünya  Körler Maratonları ile iki kez milli olan  Necdet Turhan Beş Kıtada Beş Maraton Beş Zirve projesi için  gerekli spor birikimini yine ODTÜ yıllarında oluşturdu..."

DAĞLARDA  OLMASININ AMACI

Necdet Turhan; “Dağlarda olmamın başlangıcındaki amaç; medyada görünmek değil, yüreğimin sesini dinlemekti... ergenlik yıllarımın yüreğimde bıraktığı  anılar, özlem fotoğrafları beni dağlara çağırıyordu. ODTÜ yıllarımda Dağcılık Kolu'na giderek dağlara, anılarıma geri döndüm. Dağcılığımı desteklemesi için atletizme başladım. Zaman içinde yaptıklarım medya tarafından fark edildi, bir model olarak  gösterilir oldum. Engelli ya da engelsiz kişilerde küçücük de olsa bir motivasyon  oluşturabiliyorsam ne  mutlu bana."  diyor.

YAŞAM TARZI

Necdet Turhan   disiplin ve istikrarı önemsiyor. Sabahları hayli erken kalkıp yoga yapıyor, doğal beslenmeye dikkat ediyor. Ney üfleme merakı var. Ego temelli duygu ve tutumların farkındalığına ulaşmış durumda. Kalp kırmamaya özen gösteriyor. 2008 Yılında tırmandığı   Afrika'nın çatısı Kilimanjaro Zirvesi’nde    açtığı  pankartlardaki  sloganları yaşam felsefesinden  izler taşıdığı için önemsiyor  "Dağa Göz Değil Yürek Tırmanır..." , "Yaşamı Sevmek İçin Yürek Başarmak İçin Emek Gerek..."" 

DAĞLARDA YÜRÜME TEKNİĞİ

Temel dağcılık eğitimlerini ODTÜ yıllarında alan Necdet Turhan çan sesini izleme tekniği ile dağlarda yürüyor. Görme engelli milli  Sporcu  bu  tekniği Ilgaz Dağı'ndaki bir etkinlik esnasında 1992 yılında  deneme yanılma ile buldu. İlk olarak  önünde giden arkadaşının karda çıkardığı ayak sesini  izleyen Necdet Turhan sonrasında çift baton kullanmaya  ve her mevsim ve ortamda sesini  duyabileceği bir çanın  çıkardığı  sesleri takip etmeye başladı. 1993 yılında katıldığı bir hafta süren Bey Dağları etkinliğinde çan sesini izleme tekniği iyice pekişti ve kalıcı hale geldi.

GEÇİRDİĞİ KAZA VE ZORLU TIRMANIŞLARI

Necdet Turhan yanlış verilen bir direktif nedeni ile 1995 yılında Uludağ'da telesiyejden  düşerek sağ ayak bileğini kırması  haricinde dağlarda önemli bir kaza yaşamadı. Fakat dağların görme engelli bir tırmanıcı olarak kendisi için pek çok potansiyel tehlike   barındırdığının da farkında... "Kazaya maruz  kalmamak için en büyük güvencem  pür dikkat olabilmek. Tırmanışım esnasında takip ettiğim çan sesine ve arkadaşların  tanımlamalarına  yoğunlaştığım oranda  başarılı yürüyebiliyor ve  tırmanabiliyorum. Yani işin sırrı konsantrasyon. Yaptığım işi beynimde görebilmek” diyor.

Yaptığınız en zorlu tırmanışlar hangileri diye Necdet Turhan'a sorulduğunda ise; 2002  Ağrı ve 2010 Mont Blanc Tırmanışları yanıtını veriyor  ve "bilhassa" diyor, Beş Kıtada Beş maraton Beş zirve projemin dağlar bölümünde üçüncü etap olan ve ekip arkadaşlarım; Nevzat Öntaş, Mustafa Kalaycı, Haldun Ülkenli ve Öztürk Kayıkçı ile gerçekleştirdiğimiz Mont Blanc tırmanışı oldukça riskliydi. Kar yağması ardından Dağda oluşan olumsuz koşullar nedeniyle  üç bin beş yüz metredeki kayalık bölgeden dönmek zorunda kaldık. Bizim ardımızdan ayni bölgede  iki yabancı dağcının düşerek vefat ettiklerini  öğrendik."  diye ilave eden Necdet Turhan beş bin metrede  başlayan fırtınaya  rağmen    2002 yılında ekip arkadaşları Nevzat Öntaş, Bora    Balya, Hakan Kocakulak ve Tuncay Canpolat ile birlikte Ağrı zirvesine ulaşmayı  başarmış.
Beş Kıta projesi için yaptığı tırmanışlar  ile 2000 ve 2002 Yıllarındaki Ağrı  etkinlikleri dışında Necdet Turhan Türkiye'nin değişik  dağlarında çok sayıda   tırmanış  ve kaya çalışmaları gerçekleştirdi.

DAĞLARDAKİ SENFONİ

Necdet Turhan dağları dinlemeyi seviyor. Kendi deyimi ile “Dağ Senfonileri”ni duymak mutlu ediyor onu. O senfoniler içinde geçmişinden gelen tınılar var. Dağlarda dinlediğiniz doğal senfoniler dışında  ilginizi çeken, sizi etkileyen klasik müzik eserleri var mı? Sorusuna;  “Albinoni'den  Adagio ve Beethoven'den 5. Senfoni…” yanıtını veriyor Necdet Turhan...

DAĞLARDA OLMANIN ANLAMI

Sadece Zirveye ulaşmış olmak  çok önemli değil Necdet Turhan için... Önemli olan dağlarda olmak, oralarda  yürümek ve tırmanmak... çam ağaçlarının ıslık seslerini dinlemek, dağların havasını solumak. Kamp  yerleri ile, iniş ve çıkışları ile  bir bütün olarak güzel  dağlar Necdet Turhan için.

"FOTOĞRAFIMIZI ÇEKER MİSİNİZ?"

Görme engelli Dağcının ekip düzeni  içinde çan sesini takip ederken  engelli olduğu çoğunlukla fark edilmiyor. Uludağ Zirve Tırmanışlarından birisinde daha önce zirveye ulaşmış bir dağcının  fotoğraf makinasını Necdet Turhan’a uzatarak "Bizi çeker misiniz?"  demesi belleğinde kalan ve onu gülümseten anılarından bir tanesi.

KOŞMA TEKNİĞİ

Görme engelli milli sporcu  dağda yürüme tekniğinde  olduğu gibi koşma tekniğini de bireysel çabaları ile deneme ve yanılma ile  bulmuş. İlk zamanlar ODTÜ'de bir    arkadaşın  dirseğinden tutarak koşardım. Benden önce bu işi Türkiye’de yapmış bana model teşkil edebilecek bir  görme engelli  atlet olmadığı için  doğru yöntemin ne olduğunu bilmiyordum. Değişik yöntemler  denedim. Nihayetinde koşu kılavuzum ile aramızda kısa bir ip tutarak koşmanın en rahat ve bana performans getiren  tarz  olduğunu gördüm. 2005 yılında ikinci kez milli olduğum Japonya Dünya Körler Maratonunda dünyanın dört bir yanından gelmiş  görme engelli koşucularında benim  Türkiye’de  kullandığım ip tutma  yöntemi ile koştuklarını görünce mutlu oldum."  diyen Necdet Turhan başlangıçta maraton koşmayı ve atletizm pistlerinde olmayı amaçlamıyor. Dağcılığına kondisyon  sağlaması için ODTÜ yıllarında  atletizme başlıyor.

2000 yılında ilk Ağrı tırmanışına alt yapı olması için gittiği Bursa Atatürk Stadyumunda  Avrasya maratonuna  hazırlanan master sporculardan esinlenerek aynı yıl Avrasya  Maratonu'nun 15 km. etabını  koşuyor ve ardından uzun mesafe yarışlarına düzenli olarak  katılmaya başlıyor.

Necdet Turhan Kendi talebi üzerine  durumu değerlendirilerek 2002 yılında Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Asaf Avcı ve Dünya Maraton  Birliği Türkiye temsilcisi Osman  Atakan  Tekin'in yer aldığı bir kafile ile maraton koşmak için  Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu tarafından New York’a  gönderiliyor ve Böylece yaşamında bir dönüm noktası daha  gerçekleşmiş oluyor. Maraton koşmanın ve   Türkiye'yi temsil eden ilk görme engelli atlet olmanın  motivasyon ve deneyimi ile Amerika'dan dönen Necdet Turhan "Maraton koşulabilir bir şeymiş...Zaten serde dağcılık var...O halde neden Beş Kıtada Beş  Maraton koşup Beş de Dağ Tırmanışı yapmayayım..." diyerek Beş Kıta Projesini kurguluyor.

KOŞARKEN ÖZGÜRLEŞİYOR

Necdet Turhan maraton koşmanın kendisine özgürlük hissi verdiğini düşünüyor.Günlük yaşamında beyaz baston ile yürüyebilen görme engelli sporcuyu  maraton parkurlarında koşarak kilometreler aşmak mutlu ediyor. 

ONU ÜZEN OLAYLAR

Yurt dışındaki maratonlarda görme engelli oluşunun hemen fark edildiğini ve bu  nedenle kendisine tezahürat yapıldığını söyleyen Turhan Türkiye'deki yarışlarda ise üzücü    yaklaşımlarla karşılaşmış. Bu  konuyu  anlatmak için "Maalesef  Türkiye'de gözleri hiç görmeyen bir sporcunun atletizm yapabileceği, uzun  mesafe koşularında yer alabileceği  kavranılamıyor..."diyerek sözlerine başlayan Necdet Turhan kılavuzu olan sporcu ile  aralarında tuttukları ipe gerek izleyiciler gerekse hakemler tarafından anlam verilemediğini kendisinin görmeyen bir atlet olduğunun anlaşılamadığını belirtiyor. Bu  nedenle Necdet Turhan’ın  hakem uyarılarına ve izleyenlerin alaycı tutumlarına maruz kaldığı yarışlar olmuş.

MARATON KOŞMANIN HEYECANI VE BEŞ KITA PROJESİ

Necdet Turhan ilk yurt dışı deneyimi olan New York'u ilk kez maraton koşmanın heyecanı ile anımsıyor. Koşu kılavuzlarından  kaynaklı sorunlar yaşamasına karşın Turhan 2002 yılında koştuğu bu maratonun  başından sonuna değin  coşkusunu hiç  yitirmemiş ve zafer  işaretleri  yaparak, Türkiye sloganları atarak Japon asıllı bir kadın atlet rehberliğinde tamamlamış  kırk iki kilometreyi...

OTUZ KİLOMETRELİK YOKUŞ ARDINDAN DUYULAN ONUR

Necdet Turhan  olanaksızlık nedeniyle New York  Maratonu sonrasında iki yıl bekliyor Beş Kıta Projesi’nin ikinci maraton etabı olan Atina Klasik Maratonu’na katılabilmeyi. 2004 Yılında Munür yaraş'ın referans desteği ile koştuğu bu zorlu maratonu anlatırken onur duyduğunu ifade ediyor Necdet Turhan. Otuz km'lik bölümü yokuşlardan oluştuğu için Dünya maratonları arasında en zorlu etap olarak bilinen ve maraton öyküsünün doğduğu coğrafyada koşulan Atina Klasik  Maratonu'nu görme engelli sporcu kılavuzu Cahit Taş ile birlikte üç saat elli üç dakikada tamamlamış...""

JAPONYA MARATONU AĞABEYİ NAMIK TURHAN ANISINA

Necdet Turhan "Kırk iki km. gibi  uzun bir  mesafenin  koşulabilmesinde sıvı ve tempo  yönetiminin ne kadar önemli olduğunu Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Mesut Dedeoğlu'nun yer aldığı bir kafile ile  gittiğim ve 2005 yılında ikinci kez milli olduğum Japonya Dünya  Körler Maratonu'nda öğrendim." diyor. Uykusuz geçen iki gece sonrasında ve kapasitesini aşan sert bir tempo ile maratona başlayan ve su tüketiminde hatalar yapan  görme engelli sporcu  maratonun son 10 km bölümünde tükeniyor.Vücudunun alabildiğince katılaşmasına ve su yutamaz hale gelmesine karşın direniyor ve bilincini kaybetmiyor ve vefat eden Ağabeyi  Namık Turhan Anısına koştuğu bu maratonu kılavuzu Satılmış Atmaca ile üç saat elli dört dakikada tamamlıyor. Oluşan hayati sağlık sorununa rağmen 42  km'yi dört saatin altında koşan Dünya'daki dokuz görme engelli arasına girmeyi başaran Necdet Turhan, Maratonu bitirmesi ardından hastaneye kaldırılıyor.

SYDNEY'DEKİ TEZAHÜRAT

Necdet Turhan Beş Kıta  Projesi’nin  maratonlar serisinde dördüncü etap olan Sydney   Maratonu'nu 2006 yılında koşuyor. Maraton öncesinde ve sonrasında Sydney ve Melbourne şehirlerinde yayın yapan SPS Radyoları Türkçe servislerince ve yine Türk toplumuna  hitabeden Vizyon Televizyonu ve Yeni Vatan Gazetesi tarafından etkin tarzda tanıtılıyor. Maraton direktörü Greame Hanna tarafından davet edildiği ve Avustralya'lı atletlerin  kılavuzluğunda koştuğu Sydney Maraton'u finalinde büyük  coşku ve tezahürat ile karşılanıyor.

"MARATONLAR AFRİKA'DA BİTTİ DAĞLARA MERHABA" 

Beş Kıta Projesi’nin  maratonlar bölümü son   etabı  olan Mısır  Luxsor  Maratonu'nu Turhan Nevzat Öntaş lojistik desteği ile ve Bülent Uzun klavuzluğunda 2007 yılında koşuyor. Luxsor şehrindeki Hatshepsut  Tapınağı önünde; "Maratonlar Afrika'da Bitti Dağlara Merhaba" yazılı pankart açan görme engelli sporcu 2002 Yılı Ağrı Tırmanışı sonrasında ikinci dağ etkinliğini Afrika Kıtası'nın çatısı olan Klimanjaro  zirvesi olarak Luxsor'da   vplanlıyor.

KİLİMANJARO ZİRVESİ'NDEKİ PANKARTLAR

Necdet Turhan beş bin metre üzerinde yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen ODTÜ Dağcılık Kolu Antrenörü Nevzat Öntaş ve iki  yerel rehber ile 5895 m. Klimanjaro Zirvesi'ne 2008  yılında ulaşmayı başarıyor. Klimanjaro Zirvesi’nde  açtığı pankartlardaki sloganlar ilgi ile karşılanıp beğeni topluyor. "Yaşamı Sevmek İçin Yürek, Başarmak İçin Emek Gerek ve Dağa Göz Değil yürek Tırmanır" 

ENGELLER AŞILMAK SORUNLAR ÇÖZÜLMEK İÇİNDİR

Engellilere mesajınız nedir? diye sorulduğunda Necdet Turhan "Engelliler  yaşam mücadelesinde  başarılı  olabilmek için gerek örgün gerekse özel eğitimlerini çok  önemsemeliler... Zira  eğitimli bireyler oldukları  oranda engelleri aşacak,  sorunları çözeceklerdir... Bilmeleri gereken önemli konu engeller aşılmak,sorunlar çözülmek  içindir." yanıtını veriyor.


GÜZEL BİR YÜREK VE BİLİNÇLİ BİR EMEK

Necdet Turhan'a göre sanat olan yaşamı yürek ve emek belirliyor. Güzel bir yürek ve bilinçli bir emek ile bu sanatın hakkını  verebilmek mümkün. Yani; "Engeller Aşılmak Sorunlar çözülmek İçindir… Yaşamı Sevmek İçin yürek Başarmak İçin Emek Gerek..."